Menu
Geri İrəli

Sumqayıtlı spor yazarı Memmedov: Maalesef Türkiye oyuncu üretemedi

Müəllif: Sumqayitxeber.com • Tarix: 13 Sentyabr 2015 • Baxış sayı: 328 dəfə • Şərh yoxdur
11998438_881038075316704_1859979370_nSon yıllarda Türkiye futbolu Azerbaycan’da büyük ilgi görüyor. Galatasaray’ın UEFA Kupasını kaldırdığı, Milli Takımın Dünya Kupasında bronz madalya kazandığı dönemden beri kardeş ülkede ilgi odağı olan Türkiye futboluna ilgi bizim teknik direktörlerin Azerbaycan’da çalışması ile biraz daha arttı. Tabii ki, bu durumda Azerbaycan’dan olan meslektaşlarımızın Türkiye futboluna dair düşüncesini almak iyi olur. Bu yüzden Türkiye futbolunu yakından takip edən Azeri spor yazarı Tural Memmedovla söyleşi yaptık.
Azerbaycan’dan bakınca Türkiye futbolu nasıl gözüküyor?
Şu anda Türkiye futbolu düşüşte. Acı olsa da gerçek bu. Külüp bazında Galatasaray’ın 15 yıl önce aldığı UEFA Kupası ve Süper Kupa dışında başarı yok. Galatasaray’ın başarısının yanına yaklaşan dahi yok. Milli takımda da durum aşağı yukarı aynı. 2002 yılında Dünya Kupasında 3. olan takım daha sonra hep başarısız oldu. 2008 yılında Avrupa Şampiyonasında yarı final oynayan Milli Takımın başarısını saymazsak hiç başarı yok bu bakımdan.
Söz Milli Takımdan açılmışken Fatih Terim’in görev  yaptığı bir ekip neden bu kadar başarısız sizce?
Aslında Fatih Terim zamanında Olimpik Millî Takım serüveninin ardından çok başarılı bir A Millî Takım ekibi yakalamıştı. O ekip hem Galatasaray’da hem de Millî Takım’da çok başarılı işler yaptı. Aynı kadro Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Şenol Güneş gibi Türk futbolunun en önemli üç teknik direktörünü ortaya çıkardı. Bu grubun içindeki oyuncular da çok karakterli adamlardı. Ama şimdi durum farklı. Bence Fatih Terim oyuncu grubunu çok iyi analiz edemedi. Onları Avrupa düzeyinde zannetti. Ardından taktik planlama ve oyuncu seçimindeki yanlışlar geldi. Kısacası yeni bir nesil yakalamak zorundasınız. Mevcut kadronun neredeyse yarısı, Abdullah Avcı’nın da işine mal oldu.
Türkiye Milli Takımının Avrupa Şampyonasına katılma şansı ne kadar?
Bence şansınız var ama işiniz kolay değil. Açıkcası başlangıçta “Her şartta giderisiniz” düşüncesindeydik . “Birinci olur gidersiniz, en kötü ihtimalle ikinci olur gidersiniz ama gidersiniz” dedik… Sonradan ilk iki hedefini ıskalayınca üçüncülüğü kovalamak zorunda kaldınız. Gerçi Hollanda bu kadar kötü performans sergilemese 3. olma şansınız dahi yoktu o ayrı. Bence biraz kaba olacak ama yıllardır kendinizi kandırtıyorsunuz. Her ne kadar ülkenin en iyi hocası olsa da Fatih Terim’in hala hamasetle konuşmasını, olmayan şeyleri var gibi göstermesini onaylamıyorum. Maalesef ülke olarak oyuncu üretemediniz. Ürettiklerimize de futbol aklı veremediniz. Yetenek herkesde var ama oyun zekası veya takım anlayışı maalesef olmuyor.
 
Sizce Türkiye futbolunun çöküşte olmasında şike söylentilerinin ve bu bağlamda yaşanan sıkıntıların payı ne kadar?
Kabul edelim ki 3 Temmuz süreci Türkiye’de futbolu bitirdi. Doğru ya da yanlış, haklı ya da haksız bu süreç ülke futbolunu bitirdi. Herkes kendi renginin, kendi menfaatinin yanında yer aldı, yıllar geçti, halen “Kim haklı, kim haksız” konuşuyor. Başkanlar, camialar düzeyinde tartışmalar sürüyor. Seyirci, “Kandırılmış” duygusuna kapıldı, güveni, inancı iflas etti. Futboldan soğudu.
 
Son dönemlerde Türkiye liginde bir çok yıldız isim yer aldı. Son transfer döneminde bu yıldızlara Van Persie, Nani, Podolski ve Quaresma gibi isimler de katıldı. Bu yıldızlar futbolumuza ne katar?
Bu tür yıldızların Süper Ligde boy göstermesi muhakak iyi yönde etki edecektir ama bu oyuncuların Türkiye’yi Arabistan gibi görmesi, son kontratını yapmak için ülkenize gelmesi kötü.
 
Önümüzdeki hafta Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi’nde grup maçları başlayacak. Galatasaray’ın Devler Ligi’nde, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ise Avrupa Ligi’nde grupdan çıkma şansı nasıl görüyorsunuz?
Hem Galatasaray, hem de Avrupa Ligi’nde mücadele eden Fenerbahçe ve Beşiktaş iyi grupta yer aldı. Galatasaray için Astana’dan dolayı üçüncülük cepte gibi gözüküyor ama hedef gruptan çıkmak olmalı. Ancak Galatasaray üst tura yükselse dahi ordan sonrası için işi kolay olmaz. Kadrosu güclü ekiplere karşı oynamak için yetersiz. Fenerbahçe ve Beşiktaş ise grupdan mutlak surette çıkmalı ve gidebilecekleri yere kadar gitmeliler.
 
Azerbaycan liginde şimdiye kadar aralarında Mustafa Denizli, Oğuz Çetin, Güvenç Kurtar, Bülent Korkmaz gibi ünlü hocaların da olduğu 19 türk teknik direktör çalıştı. Ancak onların yalnız 2 gümüş madalya kazanmak gibi bir başarısı oldu. Sizce türk çalıştırıcıların ülkemizde başarısız olmasının sebebi ne olabilir?
Bildiğim kadarı ile Azerbaycan’da çalışan hemen hepsi hakemlerden şikayetçilerdi. Oyuncuların rekabet ortamını tam yaşamadıklarını, profesyonel bilincden uzak olduklarını söylüyorlardı. Tabii ki, başarısızlık nedeni olarak bir tek bunları sayamayız. Muhakak ki, hocaların da hataları olmuş. Kimseden mucize beklenemez. Başarı bir süreçtir ve planlamadır. Önemli olan bu planlamayı nasıl yaptığınızdır. Sanırım bu konuda da hatalar vardı. Mesela kimse Aragones Del Bosge, Prandelli gibi hocalara kötü teknik direktör diyemez ama Türkiye’de başarısız oldular. Bu da onun gibi birşey olsa gerek.
 
Azerbaycan Milli takımını şu anda daha önce Türkiye’de çalışmış Prosineçki çalıştırıyor. Onun Azerbaycan’da başarılı olma şansı ne kadar?
Hırvat teknik adamın gelmesinden sonra Azerbaycan Milli Takımı daha iyi, göze hoş gelen futbol oynuyor. Yeni hoca ile daha maç kaybetmedik ki, bu da gelecek adına olumlu birşey. Açıkcası Prosinecki pozitif bir futbol adamı. Bunu Kayserispor döneminden de görebilirdiniz. Ama temaslı futbolu sevmiyor. Orda olduğu gibi burda da topu oynatmayı tercih etti. Açıkcası Azerbaycan’ın zemin şartları çok iyi değil. Prosinecki yeni çözümler bulmak zorunda. Oyuncu ilişkilerinde, özellikle gençlerle olan iletişiminde başarılı olması çok önemli. Ama her şeyin başında bize planını anlatması gerekiyor. Ne yapacak, nasıl yapacak?
 
Bir dönem bir Azeri oyuncunun Süper Ligde yabancı sayılmaması gündeme gelmişti. Aynı şartlarda bir türk oyuncu da Azerbaycan liginde yerli statüsünde oynayacaktı ama anlaşma olmadı. Olası böyle bir duruma bakış açınız nasıl olurdu?
Olumlu bakıyorum. Mesela Portekiz bunu, “Portekizce konuşanları yabancı saymam” diyerek aşmış durumda. Türkçe konuşan ülkeler, böyle bir anlaşmaya gidebilirdi. Kısacası bence iki ülke arasında futbolcu kontenjanı sınırı olmamalı. Tamamen yerli futbolcu statüsü uygulanmalı.
Röpörtaj: Onur Yılmaz
Facebook Şərhləndirmə:

Şərhinizi yazın